Bingöl'de hangi hayvanlar var ?

Damla Sevval

New member
Bingöl Ormanlarında: Doğanın Kalp Atışları

Merhaba sevgili forumdaşlar!

Bugün sizlere bir hikaye anlatmak istiyorum; Bingöl’ün derin ormanlarından, yemyeşil dağlarından, kayalıklar arasından sıyrılan hayvanların yaşamlarından bir kesit. Ama bu hikaye yalnızca bir doğa hikayesi değil, aynı zamanda insanların doğayla, hayvanlarla kurduğu ilişkiyi de anlatıyor. İsterseniz hayal edin, Bingöl’ün soğuk dağlarında yürüyen iki insanı... biri oldukça mantıklı ve çözüm odaklı, diğeri ise doğayla iç içe olmayı, her şeyin hissiyatını hissetmeyi seven bir insan.

Bir yanda stratejiyle her adımını hesaplayan bir adam, diğer yanda kalbinin sesiyle her hareketi içsel bir rehber gibi izleyen bir kadın var. Bu ikisinin hikayesi, Bingöl’ün sırlarını keşfettikleri yolculukta buluşuyor. Gelin, hem onlara hem de Bingöl’ün sunduğu hayvanları, bu eşsiz coğrafyayı birlikte keşfedelim.

Bingöl Dağlarında Bir Gün: Kaan’ın Stratejisi

Kaan, mantıklı ve analitik bir adamdı. Bingöl’ün derin ormanlarına ilk adımını atarken, her şeyi detaylıca planlamıştı. “Bugün 10 kilometre yürüyüp, 5 saat içinde köye döneceğiz,” diyordu kendine. Çünkü her şeyin bir planı olmalıydı, değil mi? Hayvanları görme fikri onu hiç ilgilendirmemişti. Burada önemli olan yolculuk, belirlediği mesafeyi tamamlayıp dönüş yolunu almak, yapması gereken bir görevdi.

Gözlüğünü biraz daha düzelten Kaan, pür dikkat bir şekilde haritasına bakıyordu. O sırada, kayalıkların arasından sanki bir siluet geçti. Büyük, güçlü bir yaratık! Kaan gözlerini kırpıp ilerledi, ancak ondan fazla anlam çıkarmadı. Bir ayı olabilirdi, belki de başka bir büyük yırtıcı. “Görmüyorum, o zaman yoktur,” diyerek, yolculuğuna devam etti. Ayaklarının altındaki toprak, bu bölgenin özünü taşıyordu. Soğuk, sert, bazen insanı dışarıda bırakıp doğanın kendi başına hüküm sürdüğü bir yer. Ama Kaan’a göre her şeyin bir matematiği vardı.

Leyla ve Hayvanların Sesi: Doğayla İç İçe

Leyla, Bingöl’ün doğasında kaybolmaya çok daha yatkındı. O, Kaan gibi plan yapmaz, duygularıyla yönelirdi hayata. Ormanın huzuruna adım attığında, Kaan’ın aksine, her sesi daha fazla hissediyor, her bir yaprağın sesini duyuyordu. Kaan’ın harita çizeceği yerlere, Leyla içindeki sakinlik ve huzurla yürüyordu.

Birden bir ses duydu. Kaan’ın dikkate almadığı o siluet, Leyla’yı derinden etkiledi. Evet, o bir ayıydı! Ama Kaan’ın aksine, Leyla bunu bir tehdit değil, doğanın kendisi olarak algılıyordu. "Ne kadar büyüleyici," dedi. "Bingöl’ün kalbi bu yaratıkların içinde atıyor." Leyla, bu anın bir parçası olmayı istiyordu. O kadar büyülenmişti ki, ayağını bir taşın üstüne koyarak, sessizce gözlerini ayıya odakladı.

Kaan ona dönüp bakınca, “Bu kadar risk almanın anlamı ne?” dedi. Ancak Leyla sadece gülümsedi ve “Risk, bir insanın doğayla olan ilişkisindeki cesarettir,” diye karşılık verdi.

Bingöl’ün Hayvanları: Kaan’ın ve Leyla’nın Farklı Dünyaları

Bingöl, sadece sakinlerine değil, her türlü hayvana da ev sahipliği yapar. Kaan’ın, tüm hesaplamalarına rağmen gözden kaçırdığı, Leyla’nın ise kalbine işleyen bir ormandır burası.

Bingöl’ün ormanlarında görülen hayvanlar arasında ayılar, kurtlar, yaban koyunları, çakallar ve çok sayıda kuş türü bulunur. Kaan, ayıyı görüp hemen yoluna devam ederken, Leyla’nın bakış açısına göre, ayı, bu coğrafyanın en bilge yaratıklarından biriydi.

Leyla bir yandan bu büyük ayının izlediği yolu düşündü. Ayının yaşadığı yeri, karşılaştığı tehlikeleri ve bunun ona kattığı gücü hissetti. Ayı sadece bir yırtıcı değildi; aynı zamanda bu dağların ruhuydu. Leyla, “Bir ayı, nasıl bu kadar güçlü olabilir?” diye düşündü. Ayı, doğayla olan ilişkisini asla kaybetmezdi, tıpkı bu orman gibi.

Kaan, Leyla’yı gözlerken, o sırada bir kurt sürüsü geçti. Kaan, hemen bir strateji düşündü. "Burada biraz daha dikkatli olmalıyız. Kurtlar gece avlanmak için gelir, grup halinde daha tehlikeli olabilirler," dedi. Ancak Leyla, o anın büyüsüne kapılıp, “Kurtlar bir aile gibidir. Birlikte, güçlüdürler. Ama yalnız olduklarında, savunmasızdırlar,” dedi.

İşte bu noktada, Kaan ve Leyla’nın bakış açıları arasındaki farkı gördüler. Kaan, her zaman çözüm arayışında, mantıklı ve dikkatliydi. Leyla ise daha çok doğanın ve hayvanların duygusal dünyalarına dikkat ederdi. Onlar farklı bakış açılarıyla doğayı deneyimleseler de, Bingöl’ün ruhu her ikisinin de içinde bir iz bırakmıştı.

Hikayenin Sonu: Doğanın Zenginliği ve İnsan İlişkisi

Yolculuk sonunda, Kaan ve Leyla dönüş yoluna geçerken, Bingöl’ün derin ormanları geride kaldı. Kaan hala mantıklı bir çözüm arıyordu, fakat Leyla, o sessiz ve huzurlu doğada bir şeyler öğrendiğini hissediyordu. Hayvanlar, bu bölgenin en önemli parçalarıydı. Ayılar, kurtlar, yaban koyunları… Bingöl bu hayvanlarla bir bütündü.

İki arkadaş, hem Kaan’ın çözüm odaklı bakış açısıyla, hem de Leyla’nın empatik, doğa ve hayvanlarla ilişkisel yaklaşımıyla birbirlerinden bir şeyler öğrenmişlerdi. Birbirlerinin gözünden doğayı görmek, çok daha derin bir anlayışa sahip olmalarını sağlamıştı.

Forumdaşlar, benzer bir hikaye yaşadınız mı? Ya da sizce hayvanlar ve doğa hakkında düşündüğümüzde, erkeklerin ve kadınların bakış açıları gerçekten farklı mı? Kendi deneyimlerinizi paylaşın, belki de Bingöl'ün doğasına dair sizin de anlatacak bir hikayeniz vardır.
 
Üst